Üniversitede ilk ilişki

Baya güzel yazi beyler okuyun. Dusuncelerinizi merak ediyorum

2020.09.28 21:58 THE_REAL_KIMBUSIK Baya güzel yazi beyler okuyun. Dusuncelerinizi merak ediyorum

Ülkemizde eğitim olanakları tüm gençlerin ihtiyacını karşılayamadığından, her yıl üniversiteye giriş sınavları yapılıyor. Gençlerden çok ben korkuyorum bu sınavlardan. Biliyorum ki bu yüzden kaç genç ruh sağlığını kaybedecek, kaçı ölecek. Kaçının kendine olan güveni bir daha geri gelmemek üzere onu terk edecek ya da kaçı bu yüzden ailesi tarafından dışlanacak, aşağılanacak. Aileler, bir genç okulda başarılı ise, başka bir sorun yok sanıyor. Halbuki bana tedaviye gelen gençlerin büyük bir çoğunluğu okul birincileri, Türkiye genelinde dereceye giren öğrencilerdir. Şimdi her yıl üniversite sınavlarına girmeyi âdet edinmiş çok sevdiğim bir genç hastam geliyor aklıma. İlk yedi soruyu boş bırakırdı. Neden mi? Türkiye birincisi olup da gazetecilerle başı derde girmesin diye. Türkiye'de girmediği üniversite kalmadı. Ama hiçbirinde aradığını bulamadı. Ne mi arıyordu? Yok edilmiş, aşağılanmış, bir böcek gibi ezilmiş ruhunun devasız yaralarını başarılarla sarabilmek, acısını biraz hafifletebilmek, mutluluk, iç huzuru, yaşama sevinci gibi, o hiç tatmadığı duyguları yakalayabilmek. Onunla konuşurken bir meslektaşımla konuşuyor gibi hissederdim kendimi. Çünkü her şey gibi psikiyatriyi de çok iyi biliyordu. Ayaklı kütüphane gibiydi. Bu kadar çok okuyan, bu kadar çok bilen ve çok çalışan bir genç başka ne yapar? Başka bir şey yapmaya fırsatı kalmaz ki. Yaşamayı, insanlarla ilişki kurmayı, diğer gençler gibi geyik muhabbeti yapmayı, gezmeyi, tozmayı, eğlenmeyi, flört etmeyi bilmez ki. Sonunda da bu büyük zekâ ve yetenek hayata akamazsa, dönüp kendini imha eder. Bizim ülkemizde aileler bu gerçeği görmek istemiyor. Çocukları çok çalışkan ve okulda çok başarılı ise, öğretmenlerin hiçbir şikâyeti yoksa, çocuk hiç sorun çıkarmadan sadece okuluna gidip geliyor, TV bile seyretmeden, odasından çıkmadan hep çalışıyorsa, arkadaşları ile gezip tozmuyor, eve hep zamanında geliyor ve bunlara hiç isyan etmiyorsa bununla gurur duyuyorlar. Halbuki bunun ne kadar tehlikeli bir gidiş olduğunu bilseler... Geçen yıllarda bana gelen iki genç vardı. Biri, iyi bir ailenin ODTÜ'de okuyan, çok çalışkan oğlu, diğeri ise bir yandan sağda solda çalışarak bir yandan da açık öğretim fakültesini kala-geçe bitirmeye çalışan, konuşkan, gezmeyi tozmayı seven biraz gariban bir genç. İkisi de aynı dönem okulunu bitirdi ve kendilerine iş arama-169 ÖLÜMLE DANS 1\J. ya başladılar... Birbirlerini tanımıyorlardı. Gazete ilanlarıyla duyurulan işe alma sınavlarına girmeye başladılar. ODTÜ'lü genç hepsinin yazılı sınavını kazanıyor ama mülakatta başarısız oluyor ve işe girmeyi başaramıyordu. Ailesinin bana aşırı haylazlığı nedeniyle getirdiği açık öğretim mezunu gariban genç ise eğer yazılı sınavı kazanmışsa, mülakatı mutlaka geçiyor ve işe girmeye hak kazanıyordu. ODTÜ'lü bir yere giremezken, gariban genç üç yerden birden davet aldı. Hatta sözlü sınavlara girerken giyecek düzgün bir takım elbisesi olmadığından, birilerinden ödünç aldığı elbiselerle giderdi sınavlara. İşsizliğin kol gezdiği ülkemizde gariban genç, herkesin girmeye can attığı üç büyük kurumdan davet aldı. Kısa süre oralarda çalıştı, beğenmedi. Şimdi İstanbul'da büyük bir özel şirketin genel müdür Sayfa 99 Gülseren Budayıcıoğlu _ Madalyonun İçi yardımcısı. Şimdiden çok para kazanıyor. Artık kendine ait takım elbiseleri var. Geçen gün Ankara'ya gelmiş, bana uğradı. Bambaşka biri olmuş. Artık ona gariban diyemem. Henüz 26 yaşında. Kimbilir ne başarıların altına imza atacak. ODTÜ'lü çalışkan, iyi aile çocuğuna gelince. O koca diploma bile pek bir işe yaramadı. Ailesinin aracılığıyla küçük bir işe girdi çalışıyor. Mutsuz ve hayal kırıklığı yaşıyor. Halbuki aile koskoca ODTÜ'yü çok iyi dereceyle bitiren bu çocuktan neler bekliyordu. Ben bu çocuğa üniversitede kalmasını, kariyer yapmasını önermiştim. Çünkü bu gençler üniversitede kalırsa hiç yabancılık çekmiyor. Orada kaldığı sürece en iyi bildiği işi yapıyor. Sürekli çalışıyor, sınava giriyor, tez hazırlıyor ve bunun karşılığında para kazanıyor. Hayatın içine hiç girmeden kenarından süzülüp gidiyorlar. Ama olmadı. Ankara'daki üniversitelere giremedi. Anadolu'ya gitmeyi ise göze alamadı. Sonra Hale geliyor aklıma. Beklentileri çok yüksek, hırslı ve çok başarılı gençler korkutur beni. Onlara hem hayranlık duyarım, hem de bir türlü aradıklarını bulamayacaklarını bilmek, beni ürkütür. Zeki-yetenekli ve hoş bir kızdı Hale. Çok başarılıydı. Önce ODTÜ'yü bitirdi. Bir-iki iş denemesi oldu, sonra master yapmaya karar verdi. Master bitti yine birkaç işe girdi. "Kimsenin kimseye saygısı yok, kendimi daha fazla geliştirip daha üst düzey işler bulmalıyım," diyerek ikinci bir master daha yaptı. O da bitti ama yine olmadı. "En iyisi yurtdışına gidip doktora yapayım," dedi. Yurtdışında kendi imkânlarınla doktora yapmak çok pahalı bir iş. Aile, Hale otursun diye aldığı evi sattı ve Hale bu evin parasıyla Amerika'ya gitti. Beş yıl kaldı 170 MADALYONUN ÎÇI orada. İyi bir üniversiteden doktora derecesi aldı. Türkiye'yi ve buradaki insanları hiç beğenmiyor, eğitimsiz, kültürsüz, ilkel insanlardan oluştuğunu düşündüğü bu ülkede yaşamak istemiyordu. Amerika'ya büyük hayranlık duyuyordu. Doktora bitince orada birkaç yerde çalıştı. Gördü ki işler hiç de düşündüğü gibi değil. Onun kıymetini Amerikalılar da bilemeyince yeniden Türkiye'ye döndü. Bu arada yaşı 35 olmuş, aile yıllardır okuması için ona para yetiştirmekten bitap düşmüş, kendi yaşıtı arkadaşları girdikleri ya da kurdukları işlerde çok mesafe almışlardı. O ise elinde diploma koleksiyonu ile sıfırdan başlayacaktı her şeye. Birkaç büyük firmadan teklif aldı. Ama Hale'ye iş beğendirmek kolay olmadı. Oralarda da mutlu olamadı. "Birikimimi kullanamıyorum, benim çok daha üst düzey işler yapmam ve çok para kazanmam gerekiyor. Bu benim hakkım, otuz beş yıldır dirsek çürütüyorum. Bu dünyada bunun hiç mi değeri yok," diyordu. Hale'nin çok ilginç hayalleri vardı. Küçük şeylerle mutlu olan insanlara hayretle bakıyor, "Küçük insanların hayalleri de küçük oluyor," diyordu. Güler yüzlü, kolay mutlu olan biriyle evlendi. Kocası Hale'ye hayrandı. Ama hem eşini hem de eşinin ailesini hep aşağıladı. Hale'ye göre onlar küçük şeylerden mutlu olan basit insanlardı. Hele kayınvalidesi ne aptal bir kadındı. Camın önünde iyi demlenmiş bir bardak çay içmek bile o kadını mutlu ediyordu. Hele bir de sigara yakmışsa. Bir gün sormuştum Hale'ye, "Seni ne mutlu edecek, nedir hayallerin?" diye. "Miami sahiline yanaşmış, muhteşem bir yatta güvertede bir-iki arkadaşımla akşamüstü içki içmek isterim," demişti. Ama o yatın Hale'ye ait olması şartıyla. Mutlu olabilmek için gerekli şartlara bakın. Sonuçta sadece Hale'ye değil, Hale'nin emeklerine de yazık oldu. Kocası bu eziyete daha fazla dayanamadı, boşadı onu. Şimdi bir özel üniversitede ders veren Hale yalnız ve mutsuz. Ne hayat ona, ne de o hayata bir şeyler verebildi. Kayınvalidesi ise hâlâ camın önünde akşam çayını büyük bir keyifle içiyor. Hale bütün gayretlerine rağmen bu keyfi hiç tadamadı.
submitted by THE_REAL_KIMBUSIK to KGBTR [link] [comments]


2019.09.08 13:51 karmamarma1 BASTIRILMIŞ CİNSELLİK

Cinsellik kapalı bir kutu gibidir.halbuki gayet normal olan cinsellik sürekli bastırılır, ayıp gibi görülür. Aşırı baskı altıda o günah, bu ayıp tarzı söylemlerle yetişen genç kızlaerkekler, hemen her zaman seksten habersiz büyütülür, aileleri onların ‘seks dünyasını’ tanımalarını, bilmelerini engellerler.
Bu tür toplumlardaki, seksi öteleyen ailelerin illa dini bütün aileler olması gerekmez birçok laik ve kendine çağdaş diyen ailelerin de çocuklarına uyguladıkları muamele hemen hemen böyledir. Ergenlik yıllarında ailenin cinsel bir eğitim vermeyip, cinsel olayları çocuklara kötü olarak tanıtmaları sonucu;
Asosyal, gergin, sinirli, kolay parlayan, eleştiriye tahammülü olmayan, cinselliğini yaşayanlara nefret dolu, en alakasız obje ve durumlarla cinselliği bağdaştırabilen, çocuğunu da kendi gibi yetiştirme çabasında bir yetişkin olur. Bu sinirli yetişkinimiz, kızlı erkekli sosyalleşen, arkadaşlıklar kuran, birlikte yiyip içip gülüp eğlenebilen sağlıklı bireylere kin ve nefretle bakar, onların da tıpkı kendisi gibi sürekli cinsellik düşündükleri sanrısına kapılır. Çünkü kendi algısında kızların ve erkeklerin cinsellik düşünmeden bir arada bulunabilmesi kavramının içi boştur. Zihninin derinliklerindeki ezikliği daha da bastırdıkça, bunun dışarıya yansıması yükselen bir ego, kendiyle manasız biçimde gurur duyma şeklinde ortaya çıkar.
Türkiye de bu bastırmanın sonucu şu şekillerde görülüyor
-seksten utanmak -erken boşalma -sekse gereğinden fazla değer vermek -suçluluk duygusu -tiksinti (şiddetli bastırmalarda görülüyor daha çok. kadınlarda görülmesi daha olası, çünkü onların bastırma için daha fazla nedeni var) -karşı cinsle iletişimden kaçınmak -bakımsızlık (cinsel ilgi çekmemek için. genelde kadınlarda görülüyor, başörtüsünün genelde amacı budur mesela, "seks mi, o ne" duruşudur) -vajinismus
Ekstra olarak dışavurum şekilleri şunlardır;
Taciz tecavüz olaylarının ana nedeni.
Kıskançlık olarak baş göstermektedir. yapanı kötülemek, yapamadığını erdem saymak gibi.
seks gibi bir kavramı tabu haline getiren kişiler, karşı cinsle ilişki kurmada son derece başarısız olurlar.
Kadınlar cinsellik konuşmaktan kaçar, erkekler de aksine evlenene kadar ağızlarından cinselliği düşürmezler.
Sokakta hanımefendi/beyefendi olunmasına karşın, bi türlü önünü alamadığı, beğenilme, hayran olunma arzusu ile kendinin cüretkar, tahrikkar fotoğraflarını çekip instagram,twitter vb. sitelerde yayınlamaktır.
Kadınlara sorulan "erkek olsaydın ne yapardın?" ve erkeklere sorulan "kadın olsan ne yapardın" sorularının cevaplarında yatan bir olgudur.
Vajinasına pandoranın kutusu gibi davrananlar, aynı şekilde vajinasına/penisine lakap takanlar buna dahil.
SALDIRGANLIK VE ÖFKE
Saldırganlık ve öfke seks ile boşaltılamaz. Erkekler türlü suçlara yönelebilir, yarışmalı ve tehlikeli sporlara heves edebilir. Kadınlar ise erkek düşmanı olabilir veya kendilerini erkeklerin kollarına bırakmak istemeyebilirler. Ayrıca kadınlarda cinsel soğukluğun en açık seçik nedenlerinden biri erkek düşmanlığıdır.
SUÇLULUK VE GÜNAHKARLIK DUYGULARI
Ebeveynler kendi iç yasak ve koşullanmalarından ötürü, çocuklarını yeteri kadar sevip okşamaktan kaçınırlar, onlarla cinselliği konuşmazlar, bu da çocukta fiziksel temasa karşı bir ürkeklik yaratabilir. Hatta çoğu zaman, çocuğun cinsel organıyla oynamasına da izin vermezler ve onu mastürbasyon yaparken yakaladıklarında hakaret ederler, cezalandırırlar ve çocukta cinsellikle günah düşüncesinin birleşmesine yol açarlar. Kendisini suçlu hisseden bir çocuk yetişkinliğinde haz veren bir cinselliği hak etmediğini düşünebilir veya cinsel sorun yaşayarak kendi kendini bilinçdışı olarak cezalandırabilir. Ayrıca bir yandan suçluluk, kirlilik ve cinsellik, öbür yandan iffetlilik, temizlik ve cinsiyetsizlik, cinsel yönden baskı altındaki kişinin zihninde birbirine karşıt ilkeler olarak ortaya çıkabilir.
Deneyim ve Gözlem
“Üniversitede 2,5 yıl devlet yurdunda kaldım ve bastırılmış cinsellik denilen kavramı burada en bariz şekliyle gördüm/ deneyimledim. Üniversite, bir anlamda büyüyen çocuğun ailesinden kopuşunun sembolik bir görüntüsüdür. Ailesine bağlı gençler üniversite hayatında onlardan uzakta olduğu için hayli zorluk çekerken; ailesinin baskılarından bezmiş gençler üniversiteyi tam tersinebir çeşit kaçış olarak görürler. Bu yaşa kadar hiçbir şekilde dokunulmasına, görülmesine, koklanmasına dahi izin verilmeyen seks, artık yasak koyucudan uzakta, rahatlıkla ve özgürce deneyimlenebilir hale gelmiştir. Üniversite, hem kızlar hem de erkekler için, birlikte seksi keşfedecekleri bir çeşit rüyalar ülkesidir artık. kızlar ve erkekler, kendi içlerinde savaşmaktan, birbirlerini ötekine sunamaz, birbirlerini tanıyamaz/ keşfedemez hale gelirler. Bir erkek için kadın; çözülemez, ulaşılamaz bir muamma olarak kalırken, bir kadın içinse erkek; aklı hep ‘o tür’ şeylere çalışan kötü çocuk olup çıkar. Her iki taraf da içgüdüsel olarak seks yapmak için adeta çırpınmaktadır; ama Freud’un çıkışsızlığı burada kendini gösterir gibidir: erkekler kastre edilme korkusundan, kızlar da penis kıskançlığından nasıl mustaripse, her iki cinse de bulaşmış yapısal bir ‘tahakküm’, seksi, gökyüzünden yeryüzüne indirmeyi engeller. arkadaşlarımın hiçbiri bir kızla çıkmayı seks yapmak için istemiyordu. Normalde hepimizin kızlarla çıkma amacı, en azından ilk elde, seksi deneyimlemek olmalıydı; ama arkadaşlarım seks kavramını bir şekilde beyinlerinden silmişlerdi. Kimse seks yapmak istediğinden bahsetmiyor, sadece kız arkadaş yapmak istediğinden bahsediyordu. Çünkü bir kızla çıkmak, onunla el ele dolaşmak ve öpüşmek filan, zaten yeterince zahmetli ve zor bir aşamaydı; bir de üstüne seks yapmak! O düşünülemezdi bile! Demeye çalıştığım, seks, bu şekilde öteleye öteleye öyle büyük bir tabu haline gelmeye başlıyordu ki, seks yapma fırsatı bulunduğunda dahi, kişi, bu fırsatı göz göre göre –çaktırmadan- harcayabiliyordu.” - İsmail Yaprak
submitted by karmamarma1 to KGBTR [link] [comments]


2019.01.17 20:18 fragmanlife Yuvamdaki Dusman Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Yuvamdaki Dusman Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Yuvamdaki Düşman; çocukluğundan beri özendiği, hayallerini kurduğu ve uğruna her şeyi göze aldığı hayata ulaşmaya bir adım kala tüm elde ettiklerini kaybeden genç bir kadının ve bu kadının hayatını yeniden kurmak için gözünü diktiği varlıklı ve mutlu bir ailenin hikayesi. Genç kadın yeni bebek sahibi olmuş bu aileye bakıcı olarak girip gizli planını uygulamaya koyunca neler olacak?
‘Yuvamdaki Düşman’ın başrollerinde, Nebahat Çehre, Ece Çeşmioğlu, Pamir Pekin, Aslı Tandoğan yer alıyor. Birbirinden farklı karakterlerin, farklı hikayelerinin anlatılacağı dizinin kadrosunda Pelin Öztekin, Hakan Dinçkol, Rıza Akın, Doğaç Yıldız, Cansu Türedi, Sultan Köroğlu Kılıç gibi başarılı isimler bir araya geliyor.
Nebahat Çehre OLCAY (NEBAHAT ÇEHRE) Altmışlı yaşların ortalarında, alımlı ve zeki bir kadındır. Varlıklı, aristokrat bir aileden gelmektedir. Eşi Mehmet Ethem Çifthanlı öldükten sonra, hem ailenin hem de şirketin başına o geçmiştir. Uzun yıllar şirketi yönetmiştir. Otoriter ve ailesine bağlıdır ve bu yüzden çok kontrolcüdür. Çocukları onun her şeyidir. Özellikle biricik kızı Nil’e, küçükken yaşadığı talihsiz bir olaydan ötürü çok düşkündür.
Nebahat Çehre Kimdir, Kaç Yaşında? 15 Mart 1944’te Samsun’da doğdu. 1960 yılında Türkiye güzeli seçildi. Sahneye ilk defa İstanbul şehir tiyatrolarının çocuk bölümünde çıktı. İlk sinema filmi 1961 yapımı ‘Yaban Gülü’dür. Nebahat Çehre’nin çıkışını sağlayan ilk önemli çalışması, 1962 yılında Türker İnanoğlu’nun yaptığı ‘Kanun Kanundur’ filmidir. Sanatçı, 1965 yılından itibaren, yazar, yönetmen ve oyuncu Yılmaz Güney ile birlikte kamera karşısına geçmiştir. ‘Seyit Han’ en önemli filmlerinden biridir. 1975 yılında sinemayı bırakan Nebahat Çehre, 1985’de yeniden sinemaya dönmüştür. 2000‘li yıllarda dizi sektörünün gelişmesiyle Çehre, ‘Haziran Gecesi, Candan Öte, Aşk-ı Memnu, Muhteşem Yüzyıl, Kara Para Aşk’ ile ekranlarda fırtınalar estirmiştir. 2018 yılında Focus Film’in yapımcılığını üstlendiği ‘Yuvamdaki Düşman’ isimli diziyle sevenleriyle buluşacaktır. 130’dan fazla sinema filmine sahiptir.
Nebahat Çehre’nin Oynadığı Diziler Yuvamdaki Düşman / Olcay / 2018 Kara Para Aşk / 2014 A.Ş.K. / 2013 Muhteşem Yüzyıl / 2011 Aşk-ı Memnu / 2008 Candan Öte / 2006 Haziran Gecesi / 2004
Nebahat Çehre’nin Oynadığı Filmler Kanlı Ocak / 2015 Dün Gece Bir Rüya Gördüm / 2006
Aslı Tandoğan YASEMİN (ASLI TANDOĞAN) Yirmi yedi yaşında güzel bir kadındır, eğitimli bir ailenin kızıdır. Eşi Murat Çifthanlı ile üniversitede okurken tanışmıştır ve hala ilk günkü gibi kocasına aşıktır. Sevecen ve yardımseverdir, dost canlısıdır, insanlara çabuk güvenir. Ailesini bir kazada kaybettikten sonra tek hayatı Murat ve kız kardeşi Tuğçe olmuştur. En büyük hayali yılladır özlemini yaşadığı bir bebek sahibi olmaktır. Kerem’in doğumuyla bu özlemine kavuşmuştur.
Aslı Tandoğan Kimdir, Kaç Yaşında? 1979 yılında Ankara’da doğan Aslı Tandoğan, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Arp Bölümünden mezun olduktan sonra Antalya Operası’nda arpist olarak görev yaptı. Tandoğan 2002 yılında Gülüm adlı dizi ile oyunculuğa başlamıştır. Daha sonra Aşka Sürgün, Dudaktan Kalbe, Kapalıçarşı ve Aşk adlı dizilerde rol alan Aslı Tandoğan 2016 yılında Muhteşem Yüzyıl-Kösem dizisinde Genherhan Sultan karakterini canlandırmıştır. Aslı Tandoğan’ın rol aldığı ilk sinema filmi 2007 yılında Ömer Vargının yönetmenliğini yaptığı Karadayı’dır. Daha sonra 2013 yılında Behzat Ç. Ankara Yanıyor, 2014 yılında Kendine İyi Bak ve 2015 yılında Git Başımdan sinema filmlerinde rol almıştır. Aslı Tandoğan son olarak “Yuvamdaki Düşman” dizisinde Yasemin karakterini canlandırmaktadır.
Pamir Pekin MURAT (PAMİR PEKİN) Çifthanlı ailesinin, şirketinin varisidir. Güçlü, zeki ve başarılı bir iş adamıdır. Yakışıklı ve kendine güvenen biridir. İyi eğitimlidir, köklü bir aileden gelir. Biricik eşi Yasemin’e, tanıdığı ilk günden beri aşıktır. Ailesine bağlıdır ve onlarla vakit geçirmeyi sever. Ailesi için her şeyi yapar. Çabuk sinirlenir. Sinirlendiği zaman hiçbir şeyi gözü görmez.
Pamir Tekin Kimdir, Kaç Yaşında? 1979 İstanbul ‘ da dünyaya gelen Pamir Pekin, Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari bilimler fakültesi Ekonometri Bölümünden Mezundur. Kariyerine üniversite yıllarında Foto modellikle başlayan Pamir, birden fazla reklam filminde yer alarak, İlk dizi deneyimi olan 2007 senesinde ''Komiser Nevzat'' dizisinde Komiser Ali karakteri ile kamera karşısına geçmiştir. Daha sonra ki yıllarda pek çok dizi ve sinema projesinde yer almıştır.
Pamir Pekin’in Oynadığı Diziler Yuvamdaki Düşman / Murat / 2018
Tutsak / Kenan / 2017
Hayat Şarkısı / Hazer / 2016
İlişki Durumu: Karışık / Murat / 2015
Gönül İşleri / Komise Kemal / 2015
Muhteşem Yüzyıl / Elkaz Mirza / 2015
Güzel Çirkin / Serdar / 2013
Keskin Bıçak / Kemal / 2013
Lale Devri / Cansel / 2010
Havalimanı: İyi Uçuşlar / Fatih Karahan / 2008
Parmaklıklar Ardında / Mert / 2009
Vurgun / 2008
Komiser Nevzat / Komiser Ali / 2007
Pamir Pekin’in Oynadığı Filmler
Günce / Doktor Serdar / 2013
Aslı Tandoğan YASEMİN (ASLI TANDOĞAN) Yirmi yedi yaşında güzel bir kadındır, eğitimli bir ailenin kızıdır. Eşi Murat Çifthanlı ile üniversitede okurken tanışmıştır ve hala ilk günkü gibi kocasına aşıktır. Sevecen ve yardımseverdir, dost canlısıdır, insanlara çabuk güvenir. Ailesini bir kazada kaybettikten sonra tek hayatı Murat ve kız kardeşi Tuğçe olmuştur. En büyük hayali yılladır özlemini yaşadığı bir bebek sahibi olmaktır. Kerem’in doğumuyla bu özlemine kavuşmuştur.
Aslı Tandoğan Kimdir, Kaç Yaşında? 1979 yılında Ankara’da doğan Aslı Tandoğan, Hacettepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı Arp Bölümünden mezun olduktan sonra Antalya Operası’nda arpist olarak görev yaptı. Tandoğan 2002 yılında Gülüm adlı dizi ile oyunculuğa başlamıştır. Daha sonra Aşka Sürgün, Dudaktan Kalbe, Kapalıçarşı ve Aşk adlı dizilerde rol alan Aslı Tandoğan 2016 yılında Muhteşem Yüzyıl-Kösem dizisinde Genherhan Sultan karakterini canlandırmıştır. Aslı Tandoğan’ın rol aldığı ilk sinema filmi 2007 yılında Ömer Vargının yönetmenliğini yaptığı Karadayı’dır. Daha sonra 2013 yılında Behzat Ç. Ankara Yanıyor, 2014 yılında Kendine İyi Bak ve 2015 yılında Git Başımdan sinema filmlerinde rol almıştır. Aslı Tandoğan son olarak “Yuvamdaki Düşman” dizisinde Yasemin karakterini canlandırmaktadır.
Ece Çeşmioğlu CEREN (ECE ÇEŞMİOĞLU) Yirmi yedi yaşında, oldukça güzel bir kadındır. Her zaman dış görünümüne, kıyafetlerine dikkat eder. Fakir bir ailede doğup büyümüş, hırslarıyla o aileden kurtulmuş, geçmişini silmek için ismini bile değiştirmiştir. Ruh sağlığı küçük yaşlarda bozulmuş ve ilerlemiştir. Çok zekidir. Bencil ve hırslıdır, istediğini elde etmek için göze alamayacağı şey yoktur! En büyük hayali kaybettiklerini geri almaktır. Ece Çeşmioğlu Kimdir, Kaç Yaşında? 1990 yılında İstanbul’da doğan Ece Çeşmioğlu, Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro bölümünde okudu. 2002 yılında “Çocuklar Duymasın” dizisiyle oyunculuk hayatına adım attı, fakat asıl olarak 2006 yılında “İki Aile” dizisindeki Ceren rolüyle tanındı. Daha sonrasında, “Firar”, “Öyle Bir Geçer Zaman ki”, “Yazın Öyküsü”, “Kalbim Yangın Yeri” ve “Muhteşem Yüzyıl Kösem” dizilerindeki performansıyla dikkatleri üzerine çekti. 2017 yılında “Yüz Yüze” dizisinde Zeynep karakterini canlandıran Çeşmioğlu, son olarak “Yuvamdaki Düşman” dizisinde Ceren karakterine hayat veriyor. Ece Çeşmioğlu’nun Oynadığı Diziler Yuvamdaki Düşman / Ceren / 2018 Yüz Yüze / Zeynep / 2017 Muhteşem Yüzyıl: Kösem / Atike Sultan / 2016 Kalbim Yangın Yeri / Sevda Günsoy / 2016 Yaz'ın Öyküsü / Yaz / 2015 Öyle Bir Geçer Zaman ki / Ayça / 2012 - 2013 Firar / Bahar / 2011 - 2012 Eyvah Halam / Asya / 2008 İki Aile / Ceren Karaman / 2006 - 2008 Gümüş / Hilal / 2005 Nehir / 2005 Çocuğun Var Derdin Var / 2004 Çocuklar Duymasın / 2002
Ece Çeşmioğlunun Oynadığı Filmler Başlangıç / 2011 Ev / 2009 Kuş / 2015
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 18:00 fragmanlife Aglama Anne dizisi konusu ve oyunculari

Aglama Anne dizisi konusu ve oyunculari Genel Hikaye Ablası Alev'in gayri meşru dünyaya getirdiği çocuğu Zeynep'i öldürmeye teşebbüs etmesinin ardından Zeynep'e sahip çıkan Damla, yıllar sonra Alev'in hapisten çıkarak, kızını geri istemesiyle, hayatını verdiği Zeynep'i kaybetme tehlikesiyle karşı karşıyadır. İki kız kardeşin verdiği annelik mücadelesinin arasına bir de Zeynep'in öz babası Adnan girecektir. Oyuncular: Birce Akalay (Alev), Özlem Yılmaz (Damla), Cansel Elçin (Adnan), Sezin Akbaşoğulları (Özlem), Selim Bayraktar (Ali Osman), Ekin Mert Daymaz (Mert), Aslıhan Malbora (Zeynep), Turgay Kantürk (Çetin), Nihal Koldaş (Necmiye), Hüseyin Soysalan (Hasan), Lila Gürmen (Nedret), Burcu Gönder (Aydan), Ali Ersan Çebişli (Sabit), Osman Wöber (Nevzat), Mine Kılıç (Cansu), Saim Karakale (Özgür), Oktay Gürsoy (Tolga), Semra Dinçer (Kevser), Pelinsu Çiçeli (Pınar), Nisa Sofia Aksongur (Alya)
Ağlama Anne
Birce Akalay Alev Fırıncıoğlu Zeynep'in "öz annesi", Damla'nın ablası. Adnan'ın geçmişte tek gecelik ilişki yaşadığı kadın. Hırslı bir kadındır Alev. Sarhoş olduğu bir gece yaptığı tek hatayla tüm hayatını karartmıştır. Muhafazakar ailesine bunun hesabını veremeyeceği için bebeğini aldırmaya karar vermiş, ancak beceremeyince bebeğini kaldığı yurtta gizlice doğurmuş ve ölüme terk etmiştir. Bebek son anda kurtarılmış, Alev ise hapse atılmıştır. O gün ailesiyle olan tüm bağları kopmuştur. Ancak aradan yıllar geçtikten sonra Alev çok pişman olmuş, aslında hayatta kızından başka hiç kimsesi olmadığını anlamış ve bugün Damla'nın karşısına çıkıp, kızını geri istiyordur.
Özlem Yılmaz Damla Fırıncıoğlu Zeynep'in annesi. Adnan'ın aşık olacağı kadın. Tüm hayatını, doğar doğmaz ölüme terk edilen bir bebeğe adamış fedakâr kadın. İyi niyeti ve saflığı yüzünden okunası, örnek bir insandır Damla. Henüz on sekizindeyken hapse düşen ablasının bebeğini evlat edinmiştir. Genç yaşta sırtladığı yük sebebiyle ne aşık olabilmiş, ne yuva kurabilmiştir. Henüz on sekizinde, doğurmadan "anne" olmuştur. Dişinden tırnağından arttırıp hem okutmuş, hem babası belli olmayan bir çocuk olduğu için baştan beri Zeynep'i benimseyemeyen ailesinden korumuş ve bin bir fedakarlıkla bugünlere getirmiştir.
Cansel Elçin Adnan Alan Zeynep'in babası, Nedret ve Çetin'in oğlu, Özlem'in eşi, Mert'in eniştesi. On sekiz yıl önce Alev'le birlikte olan, bugün Alev'in hâlâ unutamadığı tek aşkı. Damla'nın ise aşık olacağı tek adam! Adnan başarılı ve geleceği parlak bir iş adamıdır. Adam gibi bir adamdır Adnan. Gençken tatil için gittiği Antalya'da yolu Alev'le kesişmiş, aynı gece Alev'le birlikte olmuştur. Sabah olduğunda Alev uyanmadan İstanbul'a dönmüştür. Oradan da eğitim için Amerika'ya... O gece Alev'in hamile kaldığından haberi yoktur. Baylan Holding'in sahibi Nevzat Bayer'in kızı Özlem'le evlidir ve Alya isminde altı yaşında bir kızı vardır. Kızı, Adnan'ın en hassas noktasıdır. Mutsuz bir evliliği vardır ve eşinden boşanmaya karar vermiştir.
Sezin Akbaşoğulları Özlem Alan Adnan'ın eşi, Alya'nın annesi, Nevzat'ın kızı, Mert'in ablası. Özlem tüm hayatını, hatta nefretini bile kocası Adnan'a göre azaltıp çoğaltan bir kadındır. Zengin ailesi tarafından şımartılarak ve bolluk içinde büyümüştür. İsteyip de elde edemediği hiçbir şey olmamıştır şimdiye dek anne sevgisi dışında! Sekiz yıllık evli olduğu Adnan'a saplantı derecesinde aşıktır, ama evliliği birkaç sene önce çatırdamaya başlamıştır. Alya'yı doğurmak istemiş ama doğduktan sonra çocuk sorumluluğu ağır gelmiştir. Şu anda Alya'yı da kullanarak Adnan'ı elinde tutmaya çalışmaktadır.
Selim Bayraktar Ali Osman Annesiz – babasız büyüyen Ali Osman'ı Kevser halası büyütmüştür. Anne ve babasını çocuk yaşta kaybetmek, erken yaşta büyümesine, sert yapıya bürünmesine, her işini tek başına halletmesine yol açmıştır. Bugün kayda değer bir güce sahip olmasına karşın prensiplerini terk etmemiştir. Gücünün yanında saygı gören biri olmasının sırrı da budur. Herkese bir şekilde istediğini yaptıran Ali Osman'ın lafını dinlemeyen tek kişi ise Alev'dir. Çünkü söz konusu Alev olduğu zaman Ali Osman, kalbine de hükmetmek de zorlanıyordur.
Ekin Mert Daymaz Mert Bayer Nevzat'ın oğlu, Özlem'in kardeşi, Adnan'ın kayınbiraderi. Zeynep'in ilk ve tek aşkı. Mert ilkokul yıllarındayken anne babası boşanmıştır. Boşandıktan sonra Nevzat, Mert'i annesine bir daha göstermemiştir. Babası Nevzat o günden sonra gerek Mert'in, gerekse diğer eşinden olan evladı Özlem'in üstüne daha fazla düşmüştür. Mert içinden çıktığı ailenin ait olduğu sosyal sınıfın çok dışında hareket etmeyi seçmiş bir gençtir. Zeynep'in de okuduğu üniversitede okumaktadır. Zeynep, etrafındaki diğer kızlardan farklı olduğu için dikkatini çekmiştir. Kendi ruhunu onda bulacak ve ona sırılsıklam aşık olacaktır. Ama bu aşk yüzünden babası Nevzat'la ters düşecektir.
Aslıhan Malbora Zeynep Fırıncıoğlu Damla'nın kızı, Alev'in "gerçek kızı". Mert'in aşık olduğu kız. Adnan'ın ise hiç bilmediği, varlığından bile habersiz olduğu kızı. Damla'nın bin bir fedakarlıkla bugünlere getirdiği Zeynep, geçmişinde olanlardan habersizdir. Annesi sandığı Damla, aslında teyzesidir. Gerçek annesi Alev, onu doğar doğmaz elleriyle ölüme itmiştir. Hiç tanımadığı babasının ise, o doğmadan evvel öldüğünü sanmaktadır. En büyük destekçisi, sığınağı ve de sırdaşı, tüm varlığını adadığı annesi Damla'dır.
Ağlama Anne "Her şeyi bilmeye hakkın var!"
Özlem, Adnan'ın kendisinden şikayetçi olduğunu öğrenir. Tam onun şokunu yaşarken Alya'dan kötü haber gelir. Alya, kaybolmuştur. Gözler, Alev'e ve Damla'ya yönelir. İkisi de zan altındadır, üstelik Zeynep, kendisinden saklanan gerçekleri öğrenmekle burun burunadır. Ali Osman her zamanki gibi Alev'i bırakmaz. Dimdik yanında durarak ona, ailesine kol kanat gerer. Adnan, Özlem'in şeytanlıklarına son verirken, Hasan, Alev'in geçmişte yaşadıklarını öğrenir. Hasan geçmişin intikamını alacak mı? Alev sınandığı aşktan geçecek mi? Zeynep, yaşadığı şoku atlatıp mutlu olmayı başaracak mı?
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 16:03 fragmanlife Bizim Hikaye Dizisi Konusu ve Oyunculari

Medyapım’ın yapımcılığını üstlendiği Bizim Hikaye dizisinin jenerik müziği de Çağatay Akman tarafından yapıldı. Dizinin başlamasıyla bu müzikte dijital ortamda aynı gün hizmete sunulacak. Hazal Kaya, Burak Deniz, Reha Özcan, Nejat Uygur, Nesrin Cevadzade, Yağızcan Konyalı gibi oyuncuların rol alacağı dizi annesi tarafından terk edilmiş beş kardeş ve alkolik bir babayla hayat mücadelesi veren ve hayatın zorluklarına karşı dimdik duran Filiz’in hikayesidir. İstanbul’un kenar mahallerinde beş kardeşin sorumluluğu alan Filiz oldukça metanetlidir. Kardeşleri de yaşadıklarından ötürü olsa gerek problemlerini kendi başlarına çözmek zorunda kalmıştır.
Her şeye rağmen yüzlerinden gülümsemeyi eksik etmeyen Filiz günlük işlere giderek evin geçimini sağlamaktadır. Filiz’in hayatına oldukça yakışıklı olan Barış girerek hem Filiz’in gönlünü kazanmaya çalışır hem de ailenin bir ferdi olarak o aileye katılmaya çabalar. Barış oldukça ketumdur ve bu durum bu ilişki açısından problemler yaratmaktadır. Uzun süredir Filiz’e gönlünü kaptırmış polis Cengiz de işin içine eklenince Barış’ın Filiz’in gönlünü kazanması zorlaştırmıştır.
Bizim Hikaye Dizisi Karakterleri ve Oyuncuları
Hazal KAYA (FİLİZ)
1990 Gaziantep doğumlu olan ünlü oyuncun tam adı Leyla Hazal Kaya’dır. İstanbul’da büyüyen Hazal Hukukçu bir aileden gelmektedir. Anne ve babası Avukattır. Ümit Çırak Modern oyunculuk teknikleri atölyesinde oyunculuk eğitimini aldı. Hafızalarımıza Aşk-ı Memnu adlı dizide Hazal karakteri ile yer etmiştir. Bir çok sinema, dizi ve reklam filmlerinde rol almıştır. Bunlardan bazılarını yazacak olursak; 2006 yılında Sıla Acemi Cadı Taşların Sırrı 2008 Aşk-ı Memnu 2010 Behsat Ç. ile dizilerde, 2011 yılı yapımı Çalgı Çengi 2012 Bu Son Olsun ile Otostop adlı sinema filmlerinde rol almıştır.
Burak DENİZ (BARIŞ)
1989 yılı İstanbul doğumlu olan yakışıklı oyuncu 18 Mart Çanakkale Üniversitesi mezunudur. İlk oyunculuk tecrübesini Kolej günlüğü adlı dizi ile ekran karşısına çıkmıştır. Daha sonra yıldızı parlayan Burak 2012 yılında Sultan adlı dizide 2013 kaçak adlı dizde 2015 yılında Tatlı Küçük Yalancılar 2016 yılında Aşk Laftan Anlamaz adlı dizilerde rol almıştır.
Reha ÖZCAN (FİKRİ)
1965 yılında Bingöl’de dünyaya geldi. Liseyi Kartal Anadolu Lisesi’de okudu. Üniversite eğitimi olarak Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesini 1987 yılında tamamladı. İlk ekranların karşısına “Naciye Kimi Sevmez” adlı dizi ile çıkmıştır. Bir çok tiyatro da oynamıştır. Antalya, İstanbul ve Trabzon Devlet Tiyatrolarında görev yapmıştır.
Nesrin CEVADZADE (TÜLAY)
1982 Azerbaycan doğumludur. 1993 yılında annesi ile beraber İstanbul’a gelerek yerleşmiştir.Özel Bilgi Koleji’nde liseyi okurken tiyatroya yöneldi. Marmara Üniversitesi Sinema ve Televizyon bölümünden mezun olan oyuncu, üniversitede okurken pek çok kısa film çekerek başarılı adımlarla ilerlemiştir. Dört dil bilen oyuncu, Yersiz Yurtsuz dizisinde başrol oyuncusu olarak rol almıştır. Dilberi’in Sekiz Günü adlı sinema filmiyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü kazandı. Samanyolu, Alınyazım , Ağır Roman Yeni Dünya, Küçük Ağa dizilerinde Yangın Var, Güzel Günler Göreceğiz, Kuzu, Annemin Şarkısı, Son Mektup filmlerinde rol alan oyuncu, en son Kış Güneşi dizisinde rol almıştır.
Yağızcan Konyalı (Rahmet)
1991 yılında İstanbul’da dünyaya gelen oyuncu Mimar Sina Üniversitesi Devlet Konservatuvar mezunudur. Öyle Bir Geçer Zaman Ki dizisinde Aydın olarak izleyiciyle buluşan oyuncu Adı Mutluluk dizisinde de rol almıştır.
Alp Akar (Fikret)
2006 İstanbul doğumlu olan Alp, Canım Ailem, Ezel, Geniş Aile, Umutsuz Ev Kadınları, Hayat Dediğin, Kertenkele, Çifte Saadet dizilerinde rol almıştır. En son olarak ise Show tv’nin Güldüy Güldüy Show adlı programında seyirciyle buluşmuştur.
Zeynep Selimoğlu (Kiraz)
2007 doğumlu olan Zeynep Doğa Koleji öğrencisidir. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nde eğitim alan Zeynep dans eğitimi de almıştır. İlk deneyimi bu dizi olacaktır. Dizide duyarlı kendini savunan bir karakter olan Kiraz’ı canlandırmaktadır.
2015 senesinde İstanbul’da dünyaya gelen Ömer Sevgi, sahnelere bu dizi ile merhaba demiştir. Dizide de evin en küçük yaramaz çocuğunu canlandırmaktadır.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]